Dünyadaki en büyük cesurca davranış nedir biliyor musunuz? Bütün olumsuzluklara karşın olumlu düşünmeye inat etmek!

Yeşil Dokunuş ( Mart 2012)

Web sitemde istediğini arayabilirsin

18 Kasım 2011 Cuma

Taraflı Olaylara Tarafsız Bakmayı Başarmak ( Suriye ve Arap Baharı Hakkında)


Eylül ayında daha çok bilgi vermek için yazdığım İlluminati yazısından sonra, gelecek yazılarımı bu doğrultuda devam ettirmek istiyordum. Lakin, dünya gündemi sürekli aklımı meşgul ederken ne yazık ki İlluminati konusunda yazdığım bir yazı dışında bloğumda daha fazla yazı çıkmadı. Neyse, belki de arada arada İlluminati'ye dokundurmak en iyisidir.
Aslında bu yazımda da ister istemez illuminati konusuna değineceğim. Bazı şeylerin farkına vardığınızda İlluminati meselesini daha iyi anlayacağınızı umarım.
Şeytan'ın kullandığı en önemli şey cahillik olsa diye düşünüyorum. Neredeyse dünyadaki her eğitim kurumunun felsefeden ve bilgiden korkması gözlenebilir gerçeklik.  Dünya demişken, Türkiye'de de durum pek farklı değil. Adeta sürüler halinde toplu düşüncelere sevk ediliyoruz. Ha, şunu da söylemek gerek, sakın aşağılık kompleksine girdiğimi düşünmeyin en kültürlü yerlerde bile durum çok da farklı değil. Birileri sizin adınıza düşünüyor, düşündüklerini de yaptırıyor. İşin acı tarafı kültürlü toplumlarda en azından taraftar olma ve fanatiklik biraz daha alt seviyede oluyor. Etrafınıza şöyle bir bakın toplum için bir şeylerin tarafında olmak o kadar çok önemli ki spor karşılaşmalarında bile kendi rengimizi iyiden iyiye belli ediyoruz. Eğer bir dine mensupsak yapılan yanlışlar ya da bir partiye mensupsak yapılan yanlışlar bir çırpıda siliniveriyor, her şey bizim canımızı yakana kadar güllük gülistanlık oluyor. Etrafımdakileri algılıyorum, görüyorum gördükçe üzülüyorum, doğru veya yanlış yok, sadece ve sadece taraftarlık var. Hep eğitim deriz ya, kuru kuraya eğitim bize doğruları vermeye yetmiyor, tarafsız olmayı olaylara nötr şekilde bakmayı sağlamıyor.
Doğrulara ulaşmak zaman ve mantık gerektiriyor. Akıl ve mantıktan sonra tarafsızlık, dinlemek, araştırmak bizi en doğru düşünceye götürme konusunda rehberimiz gibi gözüküyor.
Yukarda anlattıklarım bağlamında yeterli bilgisi olmayan ya da taraflı gözlüklerle bakanlar, güncel olayların görünen kısımlarına yada kendi inandıkları tarafların penceresinden bağlanarak değerlendiriyorlar.
Bu anlattığım düşüncelere Arap Baharı adındaki Müslüman devletlerdeki halk isyanları ve gösterileri örnek gösterilebilir. Çoğu sözde aydın ve halktan önemli bir kısım, Arap Bahar'ını toplumlardaki sıkıntıların dışa yansıması olarak görülüyor.  Günümüzde bu tür olayları, demokrasi ve halkın ihtiyaçları tepki olarak göstermek oldukça popüler.  Aslında önümüze serilen, TV kanallarında anlatılan hikayeler, bize bir şeyleri kanalize etmek için yapılıyor.
Arap Baharı ilk önce Kuzey Afrika ülkelerinde başladı. Daha sonra diğer Müslüman ülkelere sıçradı. Her ülkede neler olduğunu bilmiyorum ama özellikle Mısır ve Libya örnekleri oldukça çarpıcı.  Bununla birlikte kısaca Arap Bahar'ının yaşandığı ülkelere değinmek gerek. Hareket ilk önce Tunus'ta başladı. Tunus' a özgürlük getirmesi gereken devrim, ülkeye şeriatı getirmek üzere. Ülkenin şeriatçı partisi Ennahd 25 Ekim 2011'de başa geldi. Mısır'da da yakın tarihlerde yapılacak olacak şeçimi Şeriatçı Müslüman kardeşler kazanmak üzere. Libya'da ise Libya Ulusal Geçiş Konseyi (UGK) Başkanı Mustafa Abdülcelil yani şeriatçı başka bir yönetim, ülkenin yasalarını şeriat olarak açıkladı bile.  Sizce ortada bir gariplik ya da saçmalık yok mu? Bu ülkede bunca isyan neden çıktı? Ölen insanlar niçin öldü? Özgürlüğü savunan bu insanlar, diktatörlükten sıkıcı ve bunaltıcı İslam rejimlerinden bıkmamışlar mıydı? Evet bıkmışlardı. Bunlar, sadece asıl istekleri örtmek için gösterilen bahanelerdi. Bir insanın yaşamında en önemli ölçüt mutluluk olsa gerek. Kendini ifade etmekten önce ihtiyaçlarının karşılanması gerek. Dünya, yüzyıllar boyunca monarşiyle yönetildi. Şu an için, bugüne gelene kadar demokrasi de dahil olmak üzere bize mutluluk getiren şey, yönetim sistemleri değil yöneticilerin iyi olmasıdır. Aslında Müslüman ülkelerde de olan budur. Halk genel olarak sistemden ve yaşayıştan memnumken ortaya aniden demokrasi nidaları çıkması ve insanların ayaklanması oldukça düşündürücüdür. Daha da düşündürücü bir nokta var ki ayaklanma çıkan ülkelerde iyi kötü demokrasi varken, şimdilerde bunun yerle bir edilip baskıcı şeriat rejiminin getirilmesidir. Demokrasi ve özgürlük diye yırtınan insanlar, şeriat mı istiyorlardı yani! Bence hiç mantıklı değil. Ancak işin iç yüzü oldukça mantıklı. Ayaklanma çıkan ülkelere baktığımızda muhalif gurupların ve isyanların batılı güçler tarafından desteklendiğini görüyoruz.  Tahminimce halkın ayaklandırılması da bu provokasyonun bir parçasıydı. Bu işten elbette en büyük karı yine batılı güçler elde etti. Özellikle Libya Emparyalizm'e şiddetli şekilde direnirken devrim sonrasında bütün yer altı kaynaklarını batılı güçlere açacak gibi gözüküyor. Kısaca devrim, batının doğuyu sömürmesine yarıyor.  Aklıma gelmişken, hatırlarsanız Amerika'nın en çok yakındığı konu İslami terörizm. Her ne hikmetse bu ülkelerde devrim İslami Terörizmi destekleyecek şekilde şeriata doğru kayıyor.  Hatta bu iş o kadar ileri götürülüyor ki yöneticiler El Kaide'ye yakın kişiler tarafından seçiliyor. ulusal Geçiş Konseyi (UGK) Başkanı Mustafa Abdülcelil  El Kaide'ye yakın isimlerden biridir ve batılalar acaba muhaliflere yardım ederken kime neye yardım etmiş oluyorlar. ABD'nin asıl amacı İslami Terörizmi yok etmekse El Kadie'nin göz göre desteklenemsi neyin nesi? İşte bu noktada taraf olmayanlar gerçeği görebiliyor. İslami terör denen şey, Amerika'nın bölgeye girmesini ve de istediğini yapmasını kolaylaştırcı bir anahtar. Öyle gözüküyor ki Müslüman dünyasını içine alan büyük bir savaş çıkarma planlarını çoktan yapmışlar ve niyetlerini çoktan uygulamaya koymuşlar. Üçüncü Dünya savaşına hazır olsanız iyi ederseniz.
Arap Baharını yakından takip ettiyseniz, televizyonlarımız bunun iyi bir şey olduğunu neredeyse her haberde dile getirdi. Ama aynı televizyonlar her nedense devrim sonrası haberlere yer vermek pek istemiyor. Daha önce oynan bu oyun şimdi Suriye'de sahnede. Özellikle iktidara yakın kaynaklar, Suriye'de halk topluca isyanda Esat rejimi zulm ediyormuş gibi bir görüntü vermekte. TV kanallarından bunlar pompalanırken bağımsız haberleri izlemeye çalışan çok az kişi gerçeklerin farkında. Gerçek inanın bana hiçte anlatıldığı gibi değil.  Öncelikle, gösteriler çıkmakla beraber halkın yönetimden şikayetçi olması durumu gerçeği yansıtmıyor. Halk reform istemekle birlikte Esat'ı devirmek niyetinde değil. Dünyada, El Cezire gibi arapça yayın yapan TV kanalları Suriye'de çatışma ortamı yaratmak için ellerinden geleni yapmaktalar. Bundan daha önemlisi Suriye'yi karıştırmak isteyen onlarca mosad ajanı suçüstü yakalanmış durumda ve her şeyden önemlisi Türkiye'nin muhaliflere ciddi yardımlar yaptığı konusunda iddialar var. Suriye halkı dönen dolapların farkında olduğu için şimdilerde Türkiye ve Tayyip Erdoğan düşmanı olmuş durumdalar. Bu düşmanlığın en belirgin örneği temsilciliklerimize yapılan saldırılar ve Suriyeli bebeklere konan Tayyip Erdoğan isimlerinin kaldırması için yapılan başvurular.  Maalesef medya, yalan yanlış bilgilerle beyinlerimize bir şeyler pompalıyor. Amaçları Suriye'deki olası devrimi ve işgalleri meşru göstermek. Yazımın başımda dediğim gibi eğer taraflıysanız çoktan zokayı yuttunuz demektir. Aklıma gelmişken Suriye'deki olayları anlamak için tarafsız gazeteci Cüneyt Özdemir'in şu belgeselini izlemenizde fayda var;




Suriyedeki olayları anlamanız ve gerçekleri görmeniz açısından oldukça yararlı...


Medya demişken Televizyonlarımız ve gazetelerimiz Muammer Kaddafi'yi sizlere hep kötü bir insan olarak gösterdi. Oysa yaptığı devrimleri hiçbir devlet adamı yapmaya cesaret edemezdi. İşte Kaddafi'nin ülkesi için yaptıkları;
Libya'da evlerde kullanılan elektrik bedava.
Su ve doğalgaz zorunlu ihtiyaç kapsamında olduğu için bedava.
Libya'da eğitim ve sağlık hizmetleri bedava.
Libya devleti, tüm hastalara ilacı hiçbir ücret talep etmeden veriyor.
Benzinin litresi 0.08 Avro, yani bir Libyalı'nın bir litre benzine ödediği para Türk Lirası'yla yaklaşık 20 kuruş.
Libya ulusal bankaları faiz almıyor.
Libya vatandaşları hiçbir şekilde vergi ödemiyor.
Libya hem Afrika'da hem de tüm dünyada en borçsuz ülke.
Libya'da arabalar fabrika çıkış fiyatına satılıyor, nakliye bedellerini ise devlet karşılıyor.
Yurtdışında burslu okuyan öğrencilere Libya devleti iadesiz olarak aylık 1650 Avro burs veriyor.
Libya'da tüm üniversite mezunları bir iş bulana kadar maaşa bağlanıyor.
Libya'da evlenmek isteyen tüm çiftlere devlet 150 metrekarelik daire veriyor.
Libya'da istisnasız olarak her aile aylık 300 Avro, yaklaşık 760 Türk Lirası yardım alıyor.
Petrol gelirlerinin yüzde 90'ı Libya halkına gidiyor."

Kaddafi'yi diktatör olarak gösteren medyamız her nedense devrim niteliğinde olan ve halkı için çalışmış bu diktatörü anlatmaktan korkuyor. 

                Kaddafi'den ve medyadan bahsederken  birden bizim medyadan ne kadar az bahsettiğimi farkettim. Belki de bu adamlar sadece Suriye ile uğraşıyor, bizimle hiç ilgilenmiyor ya da biz şuan ki iktidarla yıkılmaz bir kaleyiz düşüncesini savunuyorsunuz. Galiba siz hayal alimdesiniz, artık uyanın lütfen! Medyamızı yakından takip edersek, genelde tarafsız haberciliğin ve yayıncılığın söz de kaldığını görürüz. En yakın örnek olarak medyamızın Arap Baharı'nın sonrasını neden haberlerde pek fazla dile getirmemesi,  bunun nedeni olup biteni tam anlamıyla kavrayamayıp olaya tabi olmasınız için. Bu tabilik durumunu yaşarken  neden Arap Baharı'ndaki demokrasi nidalarına bu kadar önem verildiğini hiç düşündünüz mü? Balyoz ve Ergenekon davalarını duymuşsunuzdur. Bu davalarda polisin bizzat suç delili oluşturuduğunu kısaca yoktan suçlu yarattığını biliyor musunuz? Bu davalar komplo mu değil mi tam olarak kestirmek güç ama belirli insanlara komplolar düzenlendiği ve korku ortamı yaratıldığı aşikar. Size daha ilginç bir şey söyleyim, bu davanın haklılığını bizzat savunan medya grubunun özelliğinin liberal olması, ılımlı islamcı olamları, anti Atatürkçü olmaları ve ulusal günlere gösterdekleri saygısızlık, askerle uğraşmaları dikkatinizi çekmiyor mu? Bu medyanın desteklediği siyasi düşünce, iktidar olduğuna göre iktidarın siyasi kimliği ne oluyor sizce? Bu medyanın bir ürünü olan Taraf gazetesi, Türkiye'yi yıkma planlarının yapıldığı bir prototip adeta. Gazetede verilen karalama haberler yanında askerle sürekli uğraşılması ve Ergenekon-Balyoz gibi davalardaki gelişmelerin önce bu gazetelere yansıması ve yayınlaması, bunlar yetmezmiş gibi bu gazete yazalarının hiç durmadan Atatürk'e faşist demeleri ve kurucumuzu kötülemeye çalışmaları ve en nihayetinde bizim için çok önemli olan ulusal günleri kutlamamaları size yeterince ilginç gelmiyor mu? Bu medya organı yazarlarını köşeye sıkıştırdığınızda herkesten fazla Atatürkçü ve vatansever olmuyorlar mı? İşte size bazı şeyleri sorgulamak için büyük bir ipucu sizlere. Türkiye'ye ve onun değerlerine sahip çıkmayan, adeta kuyumuzu kazan bu medyanın ve iktidarın savunduğu davalar yaptığı işler ne kadar gerçekçidir! Lütfen bunu kendinize bir zahmet sorun. Halen bu anlattıklarımın hikaye olduğunu düşünüyorsan, ne büyük bir tehlike altında olduğunu anlamak için aşağıdaki linkiteki bilgilere bir bak ve ardından şu bilgiyi unutma; vatan aleyhine çalışan bu medyanın ürünü olan bu gazete Türkiye'de ulusal günleri anmayıp hatta bu günlere alaycı yaklaşımlar sergileyen tek gazete. Eğer "taraf " değilsen olanları çoktan görmen gerekir:

                Yazımı buraya kadar okuduysanız dönen dolapların biraz olsun farkına varmışsınız demektir. Ama eminim ki  bağımsız düşünmeyi öğrenmediğiniz sürece yukarda yazılanlara büyük ihtimalle karalama kampanyasının parçası olarak göreceksiniz. Ancak unuttuğunuz şey, siyasi iktidarınızı kullanan bu güçler yarın öbür gün ülkenizi ele geçirmek istediğinde aynı şeyleri size de uygulayacak. O zaman derin bir ah çekmek için bile lüksünüz olmayacak.
                Tarafsız olmak, gerçekleri anlamak açısından, yukardaki 5 n 1 k haberini izlemek oldukça önemlidir. Bu haberi izlediğinizde aslında ne büyük tehlike altında olduğumuzu anlamamız konusunda bizlere büyük yardım sağlayacaktır.  Medyanın yalan yanlış bilgileri pompalamasından yanında asıl tehlike yöneticilerden geliyor. MİT gibi bir teşkilata sahip olan Türkiye'nin Suriye'de veya başka bir ülkede olan gelişmelerden bihaber olması imkansızdır. Doğal olarak yabancı medyanın yaptığı propagandanın farkında olması gerekir. Oysa bizim başbakanımız bu yalanları doğrular nitelikte konuşuyor. Bu noktada ne büyük dolaplar döndüğünün farkında varıyorsunuz. Dahası büyük şirketler ve devletlerin nihai amacı yapılacak devrimler aracılığıyla ülkeyi liberal pazara açarak sömürmek ve bitirmek. Oysa bu olay, Türkiye'de zorla değil seçimlerle yapıldı. Tayyip Erdoğan, maalesef uluslararası çıkarlara hizmet ederek ülkeyi çoktan sömürgecilere açtı. Kısaca fiili olmasa da Türkiye işgal altında. Suriye ise her anlamda işgal olmak üzere. İşte uygulanan bu program, zannettiğiniz gibi A.B.D tarafından uygulanan bir politika değil. Amerika sadece burda bir maşa konumunda. Esas güç ise çok daha farklı, bunların arkasında.  Bunların arkasında her şeyi gören göz illuminati gibi derin devlet organizasyonlarından başkası yok.  O her şeyi gören göz, Amerika da dahil olmak üzere bütün devletleri sömürmek ve sonunda tek bir devlet yapmak amacı gütmekte. Bunların dışında çok ileri planların altında ise kuluğa garip ve uçuk gelse de bütün dünyayı köleleştirme var. Burdaki köle kavramı sandığınız gibi mecazi bir anlam taşımıyor. Gerçek anlamdaki kölelikten bahsediyorum, eğer ekonomi açısından bakarsanız zaten mevcut sistem içinde hepimiz dünyanın en zengin kimselerinin kölesiyiz. Kimse size bahsetti mi bilmiyorum ama liberal ekonomiyi uygulayan bütün devletlerin ekonomisi çökme tehlikesi içinde. Amerika, Fransa, İtalya gibi ekonomiler on yıl içinde çökebilir. Bu çökmelerden etkilenmeyecek tek ülke ise devletçi ÇİN. Türkiye'ye gelince liberal ekonomiyle yönetilen ve uzaktan kumanda edilen bir ülkeye bel bağlamayın derim.
                Gerçek her zaman acıdır derler. Gerçek gerçekten de çok acı. Önümüzde çözülmesi gereken onlarca sorun, savunulması gereken bir ülke ve yakınlarınız var. Suriye'ye operasyon yapılmasına sevinen Müslüman topluluk, gelecek felaketlerin farkında değil. Buraya kadar yazdıklarımdan sonra adım gibi eminim ki aranız da bu yazıyı okuyup da  halen bu adam propaganda yapıyor ya da bir partiye bir düşünceye hizmet ediyor diyenleriniz var. Oysa gerçek hakkında yeterince düşünmeden gerçekleri, sadece Atatürkçü, sadece Milliyetçi, sadece Dinci, sadece Kürtçü olduğu için veya tuttuğu takımın renklerine uyduğu için kestirip atmak başta kendiniz olmak üzere çevrenizdeki her güzel şeyin yok olmasını istemekle eşdeğerdir. Akıl ve Mantığı bırakıp düşüncenizi taraflara hapsederseniz şu an o düşüncelere taraftarsanız, yarın hizmetçi, öbür gün köle olursunuz.
                Yeri gelmişken bu yazı siyasi görüşler içerdiği için, siyasi görüşümü de açıklayım; bilimin ve doğrunun, aklın tarafında olan her türlü düşüncenin arkadasındayım.
                Saygılarımla.





Yazımı hazırlarken faydalandığım kaynakları incelemenizde fayda var. 


İlluminati gerçek mi? 

http://yesildokunus.blogspot.com/2011/09/illuminati-gercek-mi-yakn-zamanda-adn_25.html




 ABD-Batı’nın ‘Arap Baharı’ndan Muradı Tunus-Libya- Mısır ve Suriye’de Şeriat mı? :


Arap Baharı yeşilleniyor :



Arap baharı şeriat kurallarını mı getirecek :




Libya'da Türklerin muhaliflere yardımı :


Fransız ordusu Libyalı muhaliflere yardımı doğruladı :

http://tr.euronews.net/2011/06/29/fransiz-ordusu-libyali-muhaliflere-yardimi-dogruladi/

‘Suriyeli muhalifleri ABD finanse ediyor’ :  

http://www.ntvmsnbc.com/id/25203863/

‘Türkiye bize silah yardımı sözü verdi’  

http://dunya.milliyet.com.tr/-turkiye-bize-silah-yardimi-sozu-verdi-/dunya/dunyadetay/07.11.2011/1460061/default.htm


Eğer meseleyi biraz daha detaylı irdelemekten korkmuyorsanız ; 

 

 

 

 

 

Banu AVAR'la Dünya Düzeni / Arap Baharı ve Suriye'de Kış


 

Banu AVAR'la Dünya Düzeni / Arap Baharı ve Suriye'de Kış 1/3



Banu AVAR'la Dünya Düzeni / Arap Baharı ve Suriye'de Kış 2/3

 

Banu AVAR'la Dünya Düzeni / Arap Baharı ve Suriye'de Kış 3/3

 

 

 

 

Suriyede yaşananlar 5n 1k gözüyle :



Suriyedeki olayları anlamanız ve gerçekleri görmeniz açısından oldukça yararlı...